Hazırlık Maçları

Bu konuyu daha önce yazmışımdır mutlaka. Eskisini kopyalayıp yeni yazı gibi çaksam mı? Çakmam, çakamam. Zaten muhtemelen şimdi söyleyeceklerim daha önce söylediklerimden farklı olacaktır. Yoksa ne anladım geçen zamandan. İleriye gitmedikten sonra geçen zamanı okey oynayıp, dizi, survivor izleyerek de geçirebilirdim.

Hazırlık maçlarının hakikaten işe yaradığından emin değilim. Yani tam öyle değil, yeteri kadar işe yaradığından emin değilim. Tek bir işe yarıyor, onu da yazının sonunda yazacağım.

Özellikle idmanların yeni başladığı dönemde pek işe yaramıyor bence. Örneğin geçen gün Galatasaray’ın maçını izledim. Gelecek sezonla ilgili herhangi bir veri göremedim. Töbe, gördüm. Takım geçen yıllarda nasıl kornerden, yandan duran toptan goller yediyse bu maçta da her topu rakip vurdu. Demek ki hazırlıkta bir eksiklik var.

Tam burada belirteyim, Tudor veya başka biri ilgilendirmiyor. Ben Galatasaraylı’yım. Burada eleştiriler olacaktır, olmalıdır da. Genelde Galatasaray’a Galatasaraylılara karşı eleştirilerim yumuşaktır. Hatta yıllar önce  Arda’ya çok kızdığım bir dönemde (Emre Belözoğlu’yla olan ağabeylik muhabbeti olabilir) yazdığım yazı için itin biri; kaptan Arda’ya kızmış ama “olum neden sokakta terliyorsun, dur arkana havlu koyayım düzeyinde kalmış” diye yazmıştı. Haklıydı ama o herifin itin teki olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Konu bende kalsın.

Bu sebeple yan top problemimiz devam ediyorsa Tudor bunun farkında değil demektir. Farkında ve fakat çalıştırmıyorsa başka bir sorun, çalıştırıyor ama topçular anlayamıyorsa bambaşka bir sorundan bahsediyoruz. Şimdi aklı evvelin biri çıkıp, abi bu maçlar bunun için yapılıyor zaten diyebilir. Geçen senelerden kalan bir hatadan bahsediyorum canım kardeşim diye, peşinen cevap vereyim.

Bir kere takımlar kampa çok kalabalık bir kadroyla gidiyor. Takımdaki geçen seneki oyuncular, kiraya gidip dönenler, nadiren yeni transferler, altyapıdan gelen oyuncular. Bunlar normal şeyler tabii ki. Ama işte pratikte bir hoca topçuların kalitesini nasıl ölçecek ki.

Tam burada topçulara tavsiye vermek gerekiyor. Belki tavsiye vermekte geç bile kaldım. Çünkü sezon açılmadan yapmaları gerekenlerle başlamak gerekiyordu. Neyse yazı burada nasılsa, sık kullanılanlara alıp seneye sezon başlamadan okurlar. Ben bile inanmadım böyle bir şey olacağına lan. Hem beni neden okusunlar açık mert korkusuz.

Özellikle geçen sezon kadroya girememiş, yeterince forma bulamamış, kiralık gönderilmiş ve altyapıdan çıkan topçuların sezonları biter bitmez kendilerini salmamaları gerekiyor. İyice dinlensinler ama asla kendilerini dağıtmasınlar. Zihinsel olarak gelecek sezon bu takımda kalacaklarına ve forma bulacaklarına hazırlanmaları gerekiyor. Kampa hazır gelsinler. Kampta büyük rekabet olacak çünkü. İdmana ya da hazırlık maçına çıktıklarında adeta o çimleri hırstan yemeliler. Bunun yolu da fizik ve mental olarak hazır olmaktan geçiyor. Yoksa, abi benim mevkimde bilmemkim var bana vermezler formayı demek kolay. Özellikle büyük takımlarda ilk 11 oynayan topçuların çoğunun çok genç yaşta üst liglerde formayı almayı başladıklarını görürüz. Galatasaraylılar kızacak ama Selçuk İnan ve Arda Turan’ı örnek verebiliriz. Türkiye onlardan bahsetmeye başladığında henüz 20 yaşına gelmeden süper ligde ilk 11 oynayan oyunculardı.

Hazırlık maçlarında ya da kamplarında şöyle bir problem de var: İyi oyuncu hatta kötü oyuncu bile iyi oyuncularla iyi oynar. Şöyle ki, altyapıdan gelen ve hala önemli eksikleri olan bir oyuncu Sneijder’le oynarken coşabilir. Aldığı paslar, onun söylediği yere yaptığı koşular falan onu bambaşka bir konuma taşıyabilir. Nasıl çözülür bir fikrim var. O da yukarıda yazdığım. Topçu forma şansını idmanda eline geçirmek zorunda. Maçta aynı takımda olmasa bile idmanda o frekansı tutturmalı, tutturmaya çalışmalı.

Hazırlık maçalarını ya da kamplarını daha verimli hale getirmek için yeterince çalışma yapılmıyor gibi geliyor.

Oysa her geçen yıl sezon başlamadan ekstra bireysel antrenman yapan futbolcu sayısı artıyor. Bir de zihinsel çalışmalar yapsalar iyi olacak. Vallahi kendim için istemiyorum, sporcu koçluğu yapacak zamanım yok artık. Bir tane atletim var onunla da çalışıyor muyum çalışıyorum bilmiyorum. Karışık işler biraz.

Hazırlık maçları ve kampları bir tek işe yarıyor demiştim ya, açıklayıp yazıyı bitireyim. Şişkin kadroyu elemeye yarıyor. Kim kendini gösterebiliyor, kim kendini gösterme konusunda istekli, kim hırslı, kim umursamıyor, kim tatile gelmiş, kim sezon boyu formayı kapmak için çarpışacak. Tecrübeli hocalar ki hepsi o sahadaki futbolcuların tamamından daha tecrübeli, bunu çözerler kolayca. Hocaların bir de zeki olmaları gerekiyor tabii ki.

Bir futbol takımı hocası olmak teknik, taktikten daha önemli olarak milyonerleri ve milyoner adaylarını yönetebilme becerisidir. Yoksa taktiği ben de veririm de topçu beni sallamaz. Kim lan bu captano, twitterda biraz takipçisi varmış, ne dinleycem onu der. Haklıdır da.

Belirtmek lazım, bizim hazırlık maçı dediğimize adamlar dostluk maçı diyor.

Perşembe günü Galatasaray’ın Avrupa Ligi ön eleme maçı var, 3. ön eleme miymiş neymiş. Ulan Galatasaray bu durumlara düşecek takım mıydı be. DursunÖzbekİstifa