Östersunds-Galatasaray: 2-0 Böyle Bir Şey Olabilir Mi? – Kabus

Adını internetten copy-paste yaptığım takıma yenildi Galatasaray. Kabus olmasının sebebi yenilgi değil, işaretler. İşaretler bu kafayla gidilirse bu sezonun da hayal kırıklığıyla biteceğini gösteriyor.

Bu işlerin iki sorumlusu var. Elbette önce yönetim. Sonra da seçtikleri teknik direktör Tudor. Futbolcu mu? Ah be canım kardeşim, bir türlü anlamadınız “at sahibine göre kişner”. Fatih hocayla canavar olan topçuların düşüşlerini yıllarca Fatih hocayı geri getirmek için olduğuna bağladınız. Hani? Ne Fatih Terim ihtimali var ne de başka bir şey. Sakın Fatih hoca topçuları yönetmeyi biliyor olmasın?

Yönetememek böyle bir şey işte. Sneijder sorununu bir türlü halledemediler. Benim görüşüm Sneijder’in kalması yönünde elbette. Ama kulüp doğru bir plan yaptıysa (ki elbette akılla bir plan yaptıklarını sanmıyorum) Sneijder’i gönderirsin. Bunu krize dönüşmeden, oyuncuyu da onore ederek (çünkü bu yaklaşım ilerleyen zamanda Şino gibi popüler ve kaliteli oyuncuları almana yardımcı olur) gönderirsin. Kördüğüm olmadan çözersin. Fakat bu yönetim bugüne kadar hangi stratejik hamleyi doğru yaptı ki bunu yapsın. Neyse çok sinirliyim yönetime.

Biraz da Tudor’dan bahsedelim. Bugüne kadar teknik direktörlük kariyerinde en büyük başarısı Karabükspor’la büyük takımları yenmesiydi. Bu gidişle öyle de kalacak.

Açıkçası böyle istatistiksel hikayelerle ilgilenmem. Akıllı bir adamdır geldiği takımı adam eder. İşte asıl sorun burada başlıyor. Tudor ilk günden beri bana bu işi iyi bildiğini gösterecek hiçbir şey sunmadı. Bazı blogger arkadaşlar nedense çok sarıldılar Tudor’a. Halbuki ilk günden beri Tudor’un çelişkilerini anlattık. Hem de yazarak. Ama ısrar ettiler iyi hoca diye.

Tudor diyor ki; önde basan bir takım yaratacağım. Tamam, güzel. Severiz böyle Galatasaray’ı. Peki aga o zaman neden birbirine çok benzeyen özelliklerdeki Yasin, Sinan, Rodriguez’i birlikte oynatıyorsun? Neden? Madem bu adamları oynatıyorsun neden kontra oynamıyorsun? Senin elinde çok hızlı iki adam, rakip ceza sahasına topla girebilen adam var. Bu adamları besleyebilecek uzun top atabilecek adamların da var. Şino’yu saymıyorum bile.

Bugünkü rakibinin senin sahana hapsederek oynamayacağı belli. Gerçi pek öyle de olmadı ya neyse, Tudor’un bunu çözdüğünü sanmıyorum zaten. Öyle olsa şahane kontralar yapardık değil mi ama.

Bir diğer hata, Galatasaray’ın yıllardır en büyük probleminin durarak, rakibinin arkasına saklanarak oynayan forvetler olduğunu çözememiş olması inanılmaz. Bu konuyla ilgili “mahşerin 4 atlısı” başlığıyla o kadar çok yazdım ki zamanında. Çıkarttırmayın arşivi şimdi. 4 forvet hiç durmadan gezmeli, boş alan aramalı, yaratmalı. Çünkü zaten aynı bölgeye fazla adam sokarak alanı sıkıştırmış oluyorsun. O boş alanı da takımın kendisinin yaratması gerekir.

Arkadaş 4 forvetle oynuyorsa, orta sahandan vazgeçiyorsun demektir. Orta saha adamlarını stoper ve beklerle desteklemezsen dibi delik akvaryuma benzersin. Aynı da öyle oynuyorsun zaten.

Orta saha demişken, daha önce defalarca yazdığım şeyi bir daha yazayım. Selçuk İnan’ın yana-geriye oynaması. Kimse de demiyor ki, arkadaş bu adam kendine yaklaşan, alan değiştiren forvetlerle oynarken dikine oynuyordu, şimdi neden oynamıyor? Ha evet, haindi di mi? Hoşunuza gitmeyen biri olunca neden böyle diye düşünmek yerine hain diyorsunuz ya, bana kimi hatırlatıyorsunuz biliyor musunuz? Neyse. Orta saha adamı topla geliyor, ileri bakıyor hareket eden yok. Ne yapsın? Hakikaten soruyorum ne yapabilir bu adam. Boş gördüğü arkadaşına topu atacak. Dönüyor geriye, yana. İlle Selçuk diye düşünmeyin. Burada kalkıp bana Şino’yu örnek gösterebilirsiniz elbette. Ama ben de size göbekte oynayan adamla, kenarda oynayan adamın farkını anlatmak zorunda kalırım. Zaten bilseniz Şino’yu örnek vermezdiniz. Vermediniz de zaten 🙂

Anlatmayacağım lan daha detaylı. Sıkıldım valla.

Östersunds’u tebrik etmek lazım. Adamlar ilk Avrupa maçında bu kupayı kazanmış bir takımı hem 2-0 hem de top göstermeden yendiler.

Maç yazısı yazmak beni tedavi ediyor. Çok sinirleniyorum, maç yazımı yazmaya başlayınca bir ferahlık geliyor. Ama şu anda tekrar sinirlendim.

Ulan deplasmanda 5-0 yensek “iyi, aferin” diyeceğim takımdan 2 gol yedi takım. Böyle bir şey olabilir mi ya? Efendim saha şöyleymiş, yeteri kadar idman yapamamış, dinlenememiş takım. Sen onu benim külahıma anlat.

Hazırlık maçlarının bir işe yaramadığını anlattığım yazım da değerini bulmuş oldu. Büyük marketlerde ısrarla isteyiniz.

Yazacağım şey çoktu, Tudor geldi hepsini yuttu.

Unutmadan. #DursunÖzbekİstifa