Galatasaray – Kayserispor: 4-1 Aslan Kralın Geri Dönüşü

Gerçek bir dönüş izledik dün. Galatasaray genlerinde olan sert, baskılı, sürekli hücum düşünen bir takıma dönüşmüştü. Yardımlaşması üst düzeyde ve hızlı bir takım vardı sahada. Peki ama geçen hafta toplama takım dediğim takım nasıl oldu da bu kadar çabuk takım oldu?

Cevap sanırım yeni transferlerde gizli. Savunmadaki Maicon ve Mariano’nun varlığı oynadıkları zamanlarda taraftara saç baş yolduran Serdar Aziz ve Linnes’in de iyi oynamasını sağladı. Ve elbette savunmanın bu kadar oynamasının sebebi de Fernando ve N’Diaye’nin verdiği katkı. Orta saha katkısını forvetler için de vurgulamak lazım. İleri oynayan oyuncular forvetlerin de daha çok topla buluşmasına, elbette daha çok oyunun içinde kalmasına ve oyundan zevk almasına sebep oldu.

Tüm bunlar çok coşkulu bir takım izlettirdi. İştahla topa saldıran bir takımı görmeyeli uzun zaman olmuştu.

Ayrıca belirtmek gerekir ki; sahadaki tartışmalarda oyuncuların birbirine sahip çıktıklarını da gördük. Takım olmak budur.

Takımdaki yerli oyuncunun az olmasının sebepleri bunlar. Şöyle ki; yerli oyuncular kendi takım arkadaşlarından çok rakip bile olsalar diğer yerli oyuncuları kolluyor memlekette. Birbirleriyle problemi olanlar hariç. Örneğin Emre Belözoğlu ile ilgili bir sorun olduğunda Selçuk İnan Emre’den yana tavır alıyor ya da tartışmayı önlemeye çalışıyor. Emre’nin ve Volkan’ın bizim yerlilerle değil de Sneijder, Melo, Drogba gibi yabancılarla sıkıntı yaşadıklarını anlamışsınızdır.

Emre ve Volkan’la oynanacak maçlarda büyük ihtimalle bu sahneleri göreceğiz. Bu saatten sonra sahada Selçuk olsa bile olacaklara ağırlığını koyabileceğini sanmıyorum. Takım tarafından dışarıda bırakılacaktır.

Bu arada bir R yapayım. Uzun süredir Selçuk İnan’ın ilerideki hareketsiz forvetler yüzünden yan-geri pas yaptığını yazıyordum. Dün akşam anladım ki, kısmen (küçük bir kısmen hem de) doğru bu tezim ama ileriye oynamakta ısrarlı ve becerili oyuncularla ileri oynamak ve forveti hareket etmeye zorlamak da mümkün. Sahada rakibin arasında slalom yaparak giren oyuncuların olmasının önemini bir kez daha gördük. Ve bunu yapabilmek için büyük güç gerekir. Selçuk senelerdir çok güçsüz. Güçsüzlüğü özgüvenini de yitirmesine sebep oluyor. Asıl sorunu burada. Neyse, biz takımın peşindeyiz sonuçta. Takım iyi olduktan ve forma adaletli dağıtıldıktan sonra kimin oynadığı çok önemli değil.

Yalnız bir sorun yine suratımıza çarptı. Yine kornerden gol yedik. Geçen yazıda ve daha önce defalarca yazdım. Bir takım duran toplara nasıl çalışmaz yahu? İşi gücü bırakıp haftanın bir idmanını tamamen buna ayırmak lazım. Yoksa başımıza büyük bela açacak duran top savunması.

Evet takım çok iştahlı ve istekliydi, coşkuluydu da acaba Kayserispor maçı bizi aldatıyor mu? Kayseri çok zayıf bir takım gibi göründü gözüme. Bunu ilerleyen maçlarda göreceğiz.

Şimdilik mutluyuz ve şampiyonluk havasına bile girdik, yine de temkinli olmakta yarar var.

Uzun zaman sonra twitter timeline sarı-kırmızı bir nehir gibi aktı geceden başlayıp gün sonuna kadar. Galatasaray taraftarı böyle bir takımı çok özlemiş.