Osmanlıspor – Galatasaray: 1-3 BAM BAM BAM

Geçen hafta aşırı istekli ve iyi oynayan Galatasaray birçok kişi gibi beni de şüpheye düşürmüştü. Öyle ya,  daha bir hafta önce Hertha Berlin maçıyla alakasız bir takım vardı Kayseri maçında. Kayseri mi çok kötü acaba notunu düşmüştüm.

Osmanlı maçında gördük ki, Galatasaray’ın oyunu ve iştahı kalıcıymış. Anlaşılan bu sezon rakibini ısıran bir Galatasaray izleyeceğiz. Galatasaraylılar sever böyle takımları. Genlerimizde hücum oynamak var.

Yeni transferlerin katkısı inanılmaz tabii ki. İçlerinde bir tane sırıtan yok. Uyumları da oldukça şaşırtıcı.

Tam bir bam bam bam takımı oldu Galatasaray. Taktik de var, mücadele de de. Oyuncuların birbirleriyle yardımlaşmaları mükemmel. Bir tane saklanan, kaçak güreşen futbolcu yok.

Eksikler var mı? İlla ki. 70. dakikadan sonra takımda düşüş başladı. İkinci devre boyunca Osmanlı daha fazla üzerimize gelmekle birlikte 70’ten sonra işler çığırından çıktı. Aslında geçen hafta Kayseri maçında da benzeri bir görüntü oluşmuştu ama bu kadar bariz değildi. Golü yine bir duran toptan yemişiz. Göremedim. Link gitti amk.

Osmanlı gayet taş gibi bir takım. İlk gole kadar epey üstümüze geldiler. Sonrasında yenik durumda olmalarına rağmen top Galatasaray savunmasındayken bile kendi sahalarında oyunu karşıladılar. Bir tuzak peşindeydiler sanırım. Ancak Galatasaray öndeyken bile kapanan rakibinin üstüne gitmekten hiç çekinmedi. Dedik ya, genlerinde var. Zaten topla oynamayı seven oyuncular hücum etmeye bayılır. Galatasaray da devre bitmeden 2-0’ı buldu. Büyük takım refleksi budur işte.

İkinci yarıda da oldukça elverişli pozisyonlar buldu takım. Son vuruş eksikliği skorun artmasını önledi. 3-0’dan sonraysa ipler tamamen Osmanlı eline geçti.

Geçen sezondan beri o kadar şey söyledikten sonra Tudor’dan özür dileyecek gibi oluyorum, sonra aklıma yediğimiz baskı ve duran toptan yediğimiz gol geliyor, susuyorum.

Neden bu baskıyı yediğimize iyi bakmak lazım. Orta sahadaki oyuncular hem savunma hem de hücumda etkili olabilen oyuncular. Top da taşıyabiliyorlar.  Özellikle top taşımak futbolcuyu çok yorar. Her ne kadar çok ucuz olsa da iki oyuncunun arka arkaya sarı görmesinde bu yorgunluğun payı var. Tudor’un bunu daha erken görüp oyuncu değişikliğiyle müdahale etmesi gerekirdi. Selçuk oyuna girdikten sonra gösterdiği istekle dersini almış olduğunu gördük. Ama hala ilk 11 oyuncusu değil. Fakat zorlanılan durumda oyunu rahatlattı.

Bir diğer problem de savunmanın ceza sahası üzerinde Barcelonavari paslaşmaları. Birkaç kez canımızı yakacak gibi oldu. Hatta bir tanesini Osmanlı inanılmaz şekilde kaçırdı. Buraya da bir bakmak lazım. Duran top savunmasına zaten bakmak lazım, aylardır, yıllardır söylüyorum.

Maça genel baktığımızda oyundan ve skordan zevk aldığımızı söyleyebilirim. Epey keyifle izledim takımı. Artıları, eksilerini teknik kadro masaya yatırır artık.

Bülent Uygun gibi antipatik birinin yenilmesinden ayrıca zevk aldım. Konuşmaları, tavırları ve kıyafetleriyle bu kadar antipatik adam bulmak zor. Osmanlı’nın formalarının tasarımını da Bülent Uygun yapmış galiba, kendi kıyafet seçimine bakınca.

(sanırım en kısa maç yazımı yazdım)