Fenerbahçe – Trabzonspor: 2-2 Kaos Futbolunun Babası

Maç inanılmaz yüksek bir tempoda oynandı. Oyun bir türlü durmadı, zannedersin Premier League. Gelgelelim kalite yerlerde.

Size bir tüyo vereyim; hafta sonları yerel stadlara gidin ve amatör küme maçlarını izleyin. BAL, Süper Amatör, Amatör fark etmez. Aynı futbolu göreceksiniz. Temin ederim. Elbette izlediğiniz lig bir diğerinden mutlaka bir vites aşağıda olacak ama mantık aynı. Valla bak.

Olum yıllarca o liglerde oynadım lan, benden iyi mi bileceksin. Hatta şimdi kalite baya artmıştır, çim değilse bile suni çimde oynuyor arkadaşlar.

Benim zamanımda sadece toprak saha vardı. Topu istop etmek için üç kere dürtmek gerekiyordu. Ah be bu suni çim benim zamanımda olacaktı ki, neyse. Akşam oldu hüzünlendim ben yine.

Fenerbahçe-Trabzonspor maçları her zaman gergin geçmiştir de, 2011 sezonundan sonra çok arttı gerginlik. 17’de 16 yapıp yasal olarak şampiyonluk sayısına eklenen Fenerbahçe’nin şike yaptığı ortaya çıkmasına rağmen herhangi bir düzeltme yapılmadı. Yapılmaz da. Trabzon halkı bu işleri onaylayan siyasi iktidara %70 oy verdiği sürece değişmez, düzelmez.

Ve fakat maç ekstra gergin başladı. Burak Yılmaz daha 5. dakikada golü atınca sahada taktik falan kalmadı. Burak Yılmaz Trabzonspor formasıyla Fenerbahçe’ye son golünü Bursaspor’un şampiyon olduğu gün atmış olabilir. İstatistikçiler yazar nasılsa. Sahada ne olduğunu anlamayan istatistikçi oluyor nasılsa.

Maça dönelim. Ben zor dönerim çünkü futboldan anlamıyorum. Hem de hiç. Ama yazıyorum işte.

Hangi takımın ne yapmak istediğini anlayan var mı? Anlaşılacak bir şey yoktu ki. Takımlar kazanmak istiyordu. Sadece bu. Bizim ligle ticaret hayatımız arasında bir fark yok. Herkes sadece kazanmak istiyor. Nasıl olacak, ne strateji izleyeceğiz falan önemli değil, kazanmamız lazım. O kadar.

Elbette maçtan önce bir dolu taktik falan konuşuluyor ama takım sahaya çıkınca hepsi akıldan uçuyor. Bunun yerli ya da yabancı oyuncu olmasıyla ilgisi yok. Memleket yerli lan. Medyası yerli, tribündeki adam yerli. Sen hoca olarak kıçını yırtsan takım bunların hepsinin etkisi altına giriyor.

Obradoviç büyük coach ama Türkiye’de futbol takımı teknik direktörlüğü yapabileceğini sanmıyorum, en azından bu kadar başarılı olamaz. Adamı delirtiriz.

Ben sanmıyorum ki Aykut Kocaman takımına maç boyu hükmedebilsin. Barış Tut’un yazdığı Kocaman Bir Adam kitabında bahsettiği şeyleri bu maçta takımına yansıtabildiğini hiç sanmıyorum.

Memlekette her şey doğaçlama. Siyaset de öyle, futbol da öyle. Sanatta nabza göre şerbet verenler parayı götürüyor. Recep İvedik, Kolpaçino gibi.

Aykut Kocaman böyle bir teknik adam değil ama kontrol elinden kaçıyor muhtemelen. Maç sonu yine sakin sakin konuşmuştur ama bu tip gergin maçlarda elinden bir şey gelmez.

Fenerbahçe kötü takım değil ama şampiyonluk yarışını sürdürmesi zor. Özellikle Volkan Demirel büyük handikap. Öyle goller yenir mi ya. Savunması evlere şenlik. Valbuena ve Alper Potuk’la hücumda ayakta kalmaya çalıyorlar. Orta saha en kötüsü.

Trabzonspor özellikle fizik olarak çok aşama kaydetmiş. Kornerlerde ne olarak fark ediliyordu. Ancak onlar da hala yeni takım olmanın sıkıntılarını çekiyorlar. Ersun Yanal istediği kadroyu kurmuş gibi gözüküyor. Bundan sonra takımına taktiklerini ezberletecektir. İşte o zaman Trabzonspor çok ciddi bir şampiyonluk adayı olur.

Galatasaray’ın olmadığı ve bir gece önce 3 puanı cebe koyduğumuz derbi, en sevdiğim.