Süper Lig İlk Üç Hafta – Türkiye’de Futbol 2017

Lig değerlendirmesi gibi başlayıp çok acayip yerlere giden bir yazı olacak, kemerlerinizi bağlayın.

Galatasaray maçını kafam güzel olduğu için yazamadığımdan dolayı üç haftayı değerlendirmeyi doğru buldum.

Her maçı izlemedim doğrusu. Sonuçta asıl işim maç yazısı yazmak ya da futbol değil. Ama az maç da izlemedim ha.

Galatasaray maçında kafamın güzel olmasının sebebi sadece rakı değildi, takımın oynadığı futbolla ilgili önceki haftalardan farklı yazacağım pek bir şey yoktu doğrusu.

Ligin ilk üç haftasına baktığımda gördüğüm en bariz şey: Lig tarihinin temposu en yüksek sezonunu izliyoruz. En azından kendi kişisel tarihim olarak. Kaldı ki kişisel tarihim de az değildir ha, benden önce futbolun iyice durarak oynandığından pay biçin.

Temponun bu kadar yüksek olmasının sebeplerine bakmak lazım. Önce hangi maçları izlediğime bakalım. Galatasaray’ın bütün maçları, Fenerbahçe’nin bütün maçları, Göztepe-Trabzonspor ve aklıma gelmeyen bir, iki maç daha. Ha evet, Başakşehir’in Karabük maçı hariç kazandığı Bursa ve Konya maçları.

Maçları da göz önünde bulundurunca çok net söyleyebilirim ki tarihin en tempolu ligi oynanıyor. Hem de bu sıcak mevsimde.

Nedenlerine bakalım.

Bütün takımlar çok transfer yaptı. Çoğu yabancı. Aralarında çok maliyetli olanlar da var, kelepir seviyesinde olanlar da.

Anadolu takımları yabancı transferi sayesinde yerlilerin 3’te biri fiyatına kaliteli yabancılar alabildiler.

Temponun yüksekliğini yabancı sayısının artışına bağlıyorum, evet. Bu benim önermem. Sadece benim de değil, birçok futbolsever böyle düşünüyor.

Artık sırf yerli diye vasat bir sağ beke 4,5 milyon dolar verme devri kapandı gibi duruyor. İnşallah böyle devam eder.

Geçtiğimiz yıllarda passolig sayesinde kulüplerin elleri rahatlamıştı, bu sezon Beinsports sayesinde iyice elleri bollaştı. Devletin vergi silme kıyaklarını da ekleyelim. Ha yine devletin kulüplere yeni stadyumlar hediye etmesi de var.

İstiklal Marşı söyleyebilen futbolcu yokmuş. Yani? Zamanında maçlardan önce İstiklal Marşı söyleme PKK’ya tepki olarak başlamıştı. Şimdi devam edilmesi ya da kaldırılmamasının sebebi bambaşka. Hayat çok acayip sevgili okur.

Her zaman söylediğim gibi, benim takımımdaki topçunun hangi takımı tuttuğu, milleti falan beni ilgilendirmez. Formasının ve kazandığı paranın hakkını versin yeterli. İstiklal Marşı’nı söylemeyiversin. Ulan sanki gurbetçi yerli topçular biliyor İstiklal Marşı’nı. Ulan sanki tribündeki en milliyetçi taraftar biliyor söylemeyi. Bırakın allaşkına.

Topa dönelim. Temponun yükselmesini yabancı topçu sayısının fazlalığına bağladık, eyvallah. Bu tempo hep böyle kalmaz. Düşüşler olacaktır. Kalite farkı ortaya çıkacaktır. Ben hiçbir hocanın birini sırf yabancı diye oynattığını sanmıyorum. Salak mı lan adam. Daha sezon başı binlerce dolar alacağı bir işten kovulmak için kendi bacağına sıkar mı?

Yabancı sınırı ilk defa bu sezon kaldırılmadı ama etkisini bu sezon gördük. Neden? Çünkü çöp yerli oyuncuların devam eden sözleşmeleri bitti, yenilenmedi, halen devam edenlere de bonservisleri alacakları karşılığı verilerek kurtulma yöntemi seçildi, Türkiye’ye topçu getirerek iyi para kazanacağını uyanan menajerler eldeki çöpleri güzel fiyatlara dışarı satma yoluna gitti (win-win-ok), yöneticiler postlarını kurtarmak için iyi takım kurmak zorunda olduklarına uyandılar ve yerliden vazgeçip yabancıya yürüdüler.

Aynı Türkiye. Gerçekte olmasını gerekeni baştan görüp hareket etmek yerine, kuralların getirdiği ortama uyum sağlama mevzusu. Bu sezonun temposu için Fatih Terim’e teşekkür etmeyi unutmuyoruz di mi gençler?

Ve fakat büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Milli takım için nereden futbolcu bulacağız? Lucescu haklı mı yoksa?

Türkiye’nin profesyonel futbolcu ihtiyacının (bütün profesyonel liglerde) gurbetçiler karşılıyor. A milli takım kadrosuna bakın, futbolu Türkiye’de öğrenmiş kaç topçu var? Neden İlkay Gündoğan, Emre Can, Mesut Özil Türkiye için oynamıyor? Bizim aldıklarımız diğerlerinin almadıkları mı yoksa?

Altınordu bu işe uyanmayı biraz sağladı. Umarım Altınordu’yu izleyen kulüp sayısı artar. Yoksa Brezilya’ya benzer sosyo-ekonomik durumdaki bir ülkeden dünya çapında futbolcular, takımlar çıkaramamak büyük saçmalık.

Cenk Gönen’in milli takımda ne işi var? Oğuzhan’ı önce almayı sonra neden aldınız? Öfff, çok skıldım valla.

Saygılar, sevgiler, İyi bayramlar (30 Ağustos ve Kurban)