Altliglerde Saha Sorunu

Dikkat. Stadyum değil, saha sorunu. Yani zemin sorunu. Yani suni çim sorunu. Dikkat çekmek istediğim konu bu ama epey de kişisel bir yazı olacak. Bana bu hatıra defterinde ayırdığın kalbin kadar temiz bembeyaz sayfa için teşekkür ederim sevgili mevzubahis.com.

Geçenlerde Vefa Stadı’na gittim, kim bilir kaç yüzyıl sonra. En son maça çıkmıştım orada, izlemeye gitmek ancak bu sene kısmet oldu.

Valla cumartesi gecesi rakısından sonra ulan gideyim de bir maç izleyeyim dedim, bir de baktım Vefa’da Karagümrük-Konya Anadolu Selçuklu maçı var. Eve 10 dakika. Atladım gittim.

Karagümrük semte çok yakın olduğu için gençliğimde çok izlemişliğim var. Eski Fenerli şimdi Beyaz şovdaki Abdülkerim’i çok izledim o boktan toprak sahada. Çok oynamışlığım da var tabii ki. Ulan be. Her maçtan sonra her yerimiz yara, bere olurdu. Gelsin can yakan tendürdiyot.

Karagümrük’ün o zamanki 1. Lig, şimdiki Süper Lige çıktığı sezon, kendi maçlarım ve Galatasaray maçlarıyla çakışmadığı her maça gittim. En az 10 maç izlemişimdir. Kafa kafaya gittikleri Üsküdar Anadolu maçına girememiştim, o kadar kalabalıktı. Koskoca Üsküdar Anadolu şimdi artık Anadolu Bağcılar oldu ya lan, vay arkadaş. Geleneği olan bir kulüptür Anadolu. Anadolu yakasında futbol takımı kurulacağı zaman Fenerbahçe mi Anadolu tartışmalarından sonra Fenerbahçe’den ayrılanlar tarafından kurulmuştur. Kuruluş 1908 olmalı. Şimdi Bağcılar stayla. Sloganı Anadolu yerden yerden. O dönemde takımın boyu kısaymış, havadan oynamayın anlamında bağırırmış taraftarı. Bu bilgilerin tamamı kulübün eski başkanı Vecdi Tiryaki ve oğlu Hakan Tiryaki’den alınmıştır. Wikipedia veya başka bir site, ansiklopedi kurcalanmamıştır.

Neyse gittim maça. Maça girmek zor değil, köfteciden 10 liraya bilet alıyorsun giriyorsun. Biletix yok köfteci var. Maçtan sonra da köfte yedim, lezzetliydi. Ulan sokakta yenen lezzetsiz bir şey yok ki zaten.

Vefa stadı tabii ki hala direkli. Direkleri ortalayacak, azıcık da yüksek bir yerde ayakta izledim maçı. Kornerlerde ve önemli pozisyonlarda seyirci kendi pozisyonuna göre 2 metrelik eksenlerde gidip geliyor ki gol mü oldu ne oldu görebilsin. Öyle. Eskiden İnönü’de öyleydi. Direklerarası futbol.

Karşıma yine Konya çıktı. Önceki gece Konyaspor-Galatasaray, ertesi gün Karagümrük-Konya A.S. Zaten Konya son 1,5 senedir hayatımda çok yer kaplıyor. Hele son 6 aydır. Gerçi o gün aklım Antalya’daydı. Ertesi gün de Konya’da Galatasaraylı bir üniversite öğrencisinin dövüldüğü videolar düştü. Dedim ki, ne Konya’ymış arkadaş. Ama dediğim gibi o gün aklım Antalya’daydı.

Tabii takımları tanımıyorum ama Konyalılara ayrı bileniyorum. Tamamen kişisel sebeplerden, yoksa çocuklardan hiçbirini tanımam etmem. Ama potansiyelleri benim onlara kurulmama yetiyor.

Ne var ya, kişisel bir yazı olacak demiştim.

Yanımda aynı kuşaktan Karagümrüklüler vardı tabii ki. Özellikle onların yanına gittim ki belki iki muhabbet ederiz diye. Sonuçta takımı hiç tanımıyorum. Devrim Çetin miyim lan ben, her takımı, her topçuyu tanıyayım. Bir ara da Devrim’i yazmak lazım valla, yok böyle bir adam. Çok da severim kendisini.

Azıcık muhabbet kurunca anladım ki, geçen sezon avut olan pozisyona gol verilip Karagümrük’ü yenen takım Anadolu A.S.’ymiş. Maçın önemi artıyor. Maç boyu hırsızlar diye bağırdılar Konyalılara, keyfim yerine geldi. Cengiz başkan da bu konuyu sık sık hatırlatan twitler attı zaten.

Maçı Karagümrük 2-1 kazandı. Ama son dakikada 2-0’ken verilen bir penaltı var ki, pes. Asla böyle saçma bir penaltı görmedim. Vallahi gördüğüm en saçma penaltıydı. Penaltı gol oldu maç bitti zaten. Skor böyle olmasa Karagümrük’ün bıçkınlarını tutmak vallahi çok zor olurdu.

Gelelim baştaki konuya, zemine. Benim futbol oynadığım zamanlarda zeminler topraktı. Ben çim zemini Trakya’daki büyük ilçelerde ve şehirlerde gördüm. Bir de grup maçlarına gittiğimiz şehirlerde. Çok zordu top kontrolü. Topu uzun oynarsın seker seker seker. Peh. Valla benim zamanımda sahalar çim olsaydı kariyerim bambaşka olurdu. İnceciydim sonuçta. Suni çime bile razıyım.

Ancak, suni çimin önemli dezavantajları da var. Maç boyunca çok sayıda oyuncu kısa süreli de olsa bilek ve dizlerinde bağ sorunu yaşadı. Çünkü suni çim ayağı tutuyor, kaymaya izin vermiyor. O zaman da bağ sorunu yaşanıyor. Bu sahalar yüzünden sakatlanıp futbol hayatı bilen çok futbolcu olduğunu tahmin ediyorum. Hani bu “yabancı serbestliği yüzünden 30 yaşında futbolu bırakan çok arkadaşımız” oldu gibi bir şey değil.

Hakikaten zemin ciddi sakatlıklara sebep olabilir. Şimdi bu yazıyı okuyan ve haftada bir halı saha yapanlar için “yok canım suni çim gayet güzel” fikri vardır belki. Canım kardeşim, sen futbolu halı sahada öğrenmiş olduğun sana öyle geliyor. Şey gibi, pantolon üstünden sana öyle geliyor gibi. Çünkü profesyonel ligdeki topçu zemin şöyle o zaman o topa girmeyeyim demez. Gol olursa olsun hiç diyemez. Varını yoğunu sahaya verir. Çift de dalar, parende de atar. Yeter ki amacına ulaşsın. Gelgelelim zemin bazen sakatlanmasına yol açar işte.

Suni çim sahalar kulüpler için maçlarını oynamalarının dışında gelir kaynağı aynı zamanda. Geceleri sahayı 75’e bölüp halı saha olarak kiralıyorlar. Ciddi gelir elde ediyorlar.

Maçtan önce Devrim Çetin’i aramıştım maça birlikte gider miyiz diye ama Erokspor-Gölcük maçına gitmiş. Adam diyor ki, izlemediğim takımları izlemek istiyorum kaptan. Süper bir spor adamı. Gece aradı, zemin konusundan bahsettim. Zaten bu yazıyı yazmama Devrim’in anlattıkları sebep oldu.

Karagümrük’ün de başkanı olan Cengiz Günaydın aynı zamanda 2. ve 3. Lig Kulüpler Birliği Başkanı. Saygılar başkanım. Başkanın anlattıklarına göre İstanbul’da 600 kulüp varmış ve bu kulüpler aşağı yukarı 30 sahada oynamak zorundaymış. Bir de bunların altyapı takımlarını hesaplayın. Belki de ben yanlış anlamışımdır, 600 takım/30 sahadır. Bu bile yeterince kötü. Altyapı maçları büyük ihtimalle hafta içi oynanıyordur. O takımlardaki oyuncular öğrencidir. Maç günü okula gidemez çocuk. Devamsızlık durumlarını kim ayarlayacak? Nasıl olacak bu işler?

Atletizm Federasyonu’nun düzenlediği kamplara, yarışmalara katılan sporcular izinli sayılıyor, TAF gerekli belgeleri okullara gönderiyor. Futboldaki durum nasıl acaba?

Zeminle başladım, kişisel mevzulara girdim, öğrenci oyuncuların durumuna değindim. Ben daha Türk sporu için ne yapayım.

Ülke insanının bireysel olarak spor yapmasının ne kadar önemli olduğunu anlayacak siyasetçilere ve bunları iyice anlatacak spor adamlarına ihtiyacımız var. Yoksa sürekli Almanya’da şu kadar lisanslı faal sporcu var, bizde bu kadar haberlerini okumaya devam ederiz.