Galatasaray – Sivas Belediyespor : 5-1 Kupa Serüveni

Bir süper lig takımıyla bir ikinci lig takımının maçı da ne serüven olur ama.

Kupa maçlarını severim. Ligde karşılaşamayacağın takımlarla oynama fırsatı verir, hafta içini renklendirir. Gerçi artık o kadar çok maç var ki, bazen hafta içi maç olmasa da biraz kitap okusak, biraz film izlesek de diyorum.

Güçlü takımların alt lig takımlarıyla oynarken ligde oynatmadıkları futbolcuları oynatmaları doğru bir hareket. Sonuçta hocalar hem oyuncularının maçlarda ne kadar istekli görmelerini sağlıyor falan. Devre arası transfer dönemine girerken elden çıkartılması istenen oyuncuları müşterilere hatırlatma, onları parlatma açısından da faydası var. Genç oyuncuların oynamamalarının pek bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü herkes biliyor ki bu tarz maçlar asla as takıma girmek için ölçü olmaz. Elbette maçta büyük istek gösteren, izleyenlerin “vay vay vay” dediği futbolcular hariç. Ama merak etmeyin bu tip oyuncular zaten antrenmanlardaki çift kalelerde de kendilerini gösterebilirler.

Bazen futbol izleyicisinin takımların nasıl antrenman yaptığını bilmediğini düşünüyorum. Hatta büyük çoğunluk için eminim.

“Bilmemkim aslarla çalıştı” diye bir kalıp vardır, okumuş, duymuşsunuzdur. Bir çok futbol izleyicisi bunun ne anlama geldiğini bilmez. Üzerinde düşünmez bile. Oysa o kadar önemlidir ki. Hocalar idmanlarda takımı ikiye ayırır. Kendisi asların başında onlara özel çalışmalar yaptırır, diğerlerini yardımcı hocalar çalıştırır. Bu yüzden teknik direktör yedekler arasında kimin nasıl çalıştığını ancak yardımcı hocadan aldığı raporla öğrenir. Ve asıl önemlisi teknik direktörün oyuncuyu kendisinin görmesi olduğu için “çift kale”ler oyuncu hakkındaki fikrini oluşturur. Gerekli beceri ve hırsı gördüğü oyuncuyu önce aslarla çalışmaya alır, beğenirse kadroda düşünmeye başlar. Bakın çok ciddi bir süreçten bahsediyoruz. Burada önemli olan futbolcunun sezon boyu devamlılığıdır.

Ve evet, bir de kupanın ilk tur maçlarında oynanan zayıf rakiplere karşı oyuncunun ne yaptığı, tutumuna bakılır. Bundan iki sezon önce Yasin Öztekin gönderilme noktasındayken kupada büyük işler yaptı. Hem takımda kaldı hem de o sezon şampiyonlukta çok yararlı oldu.

Galatasaray’ı takip ettiğim için diğer kulüplerde benzeri bir durum var mı bilmiyorum açıkçası. Twit atarsanız rt yapmaktan çekinmem.

Gelelim bu akşamki Galatasaray’a. Arada sırada ilk 11 oynayan ya da sonradan oyuna girenler dışında as kadroya girmeye istekli kimseyi göremedim. Yedek oyuncuların as kadroya gireceklerine dair inançları kalmamış. Bunun iki sebebi olabilir:

  • Futbolcular as takımdaki oyunculardan çok geride oldukları görüyor ya da düşünüyorlardır.
  • Tudor yedeklere bu takıma girebilmeleri için umut vermemiştir.

Bana kalırsa birinci ihtimal daha kuvvetli. Profesyonel bir futbolcu önce kendisi kendisini düşünmelidir. Sadece profesyonel futbolcu için değil, bütün insanlar önce kendilerini kendileri düşünmelidir. Ama annem, babam, karım, kocam, abim, kardeşim bana destek olmadı, şöyle yaptı böyle yaptı. Bunların hepsi hikaye. Önce sen kendi yapman gerekeni maksimum yapacaksın canım kardeşim.

İşin bu kısmına Sinan Gümüş için itiraz gelebilir. Kabul etmiyorum. Sinan maç boyunca as takıma girebilmek için gerekli hırsı ve isteği gösteremedi. Yeteneği büyük. Zaten bu yüzden hırs göstermediği bir maçta bile asistler yapıp goller atabiliyor. Benim ona büyük kızgınlığım var. Eğer yeteneğini hırsıyla birleştirirse hem Galatasaray hem de kendisi için çok daha iyi olacak. Hala çok genç.

Bugünkü takımda azıcık Emrah Başsan’da iştah ve hırs gördüm. As kadroyu zorlamak istiyor, belli. Yetenekleri el verir mi göreceğiz.

Keşke Tudor Feghouli’yi çıkarmasaydı. Maç temposuna katkısı olurdu. Hem rakip oyundan düştükten sonra goller bulup moral de kazanabilirdi. Neyse, hoca Beşiktaş maçında onu düşünmüyor demek ki.

Kupanın eleme usulü olması iyi. Statüyü bilmiyorum, inşallah grup yoktur. Ama vardır sanırım ya, yayıncı kuruluş taş mı yesin? 🙂

Kupayla ilgili ne istiyorum biliyor musun? Zayıfların güçlüleri eleyebileceği bir statü. Tek maç olsun, alt lig takımının sahasında olsun. Mis gibi.